Gazeteleri`büyük` yapan sadece iyi habercilere ve tanınan yazarlara sahip olmak değildir. Öyle ki Türk basın tarihi gerçekten iyi bir yazar ve haberci kadrosuna sahip olup da kapanmak zorunda kalan gazetelerle doludur. Peki bir gazeteyi `büyük` gazete statüsünde değerlendirmemizi sağlayan diğer kıstaslar neler?
Kurumsal bir yapıya sahip olması, çalışanlarının kendilerini o gazetenin parçası hissetmesi, reklam sektörüne kendisini kabul ettirmesi, iyi baskı, düzgün dağıtım, çalışanlarına iyi koşullar sağlayabilmesi ve onları yönetime dahil edip çoksesliliği sağlayabilmesi vb. gibi birçok faktör bulunuyor. Bu bağlamda basın işletmeciliği, hem ticari alanda uzmanlık gerektirir hem de egoları güçlü olan basın emekçileriyle aynı dili konuşmayı& Genel Koordinatörümüz Nurullah Öztürk, Yeni Şafak`ı, basın işletmeciliğinin zorluklarını, medya sektöründe ilk kez görev alan deneyimli bir işletmeci olarak karşılaştığı sorunlarla nasıl baş ettiğini ve Yeni Şafak`ta son iki yıldır yaşanan değişiklikleri 14. Yıl Eki için verdiği röportajda anlattı:
Son iki yıldır Yeni Şafak Gazetesi`nin Genel Koordinatörlüğü`nü yürütüyorsunuz. Sizin gözünüzden Yeni Şafak nasıl bir gazete?
Bu gazete, toplumun tüm renklerinin ve seslerinin aynı ortamda uyum içerisinde yaşadığı, düşünce, davranış ve inançlarından dolayı kimsenin kimseyi yargılamadığı ve yadırgamadığı bir kurum olması özelliğiyle, belki Türkiye`deki ender çalışma ortamlarından birisi durumundadır. Türkiye`de hiçbir medya ortamında bu çeşitliliğin ve özgürlüğün olmadığından eminiz, ülkede diğer sektörlerde de bu durumun söz konusu olmadığını söyleyebiliriz. Söz konusu olan ebruli bir armoni ve zenginliktir.
Global köyün gündemi, toplumun sağduyusu ve sezgisi, huzur ve refah ortamının pusulasının adıdır Yeni Şafak. Yaşanan deprem, fırtına ve olağanüstü zamanlarda, demokrasi ve özgürlükçülerin sığınağı ve limanı, Mehmet Barlas`ın deyimiyle `özgürlükler adası`dır aynı zamanda. Siyaset, spor, ekonomi gibi temel alanlarda tecessüs ve tefekkür sahibi karar vericilerin günlük pusulası, yol arkadaşı, mağrurlara karşı mazlumların söz hakkıdır. Sahte ve menfaate dayalı gündemler yerine gerçek gündemi okuyucusu ile buluşturan ve paylaşan bir gazete. Yeni Şafak yönetimi her güne “Eşyanın ve olayların görünen dışındaki görünmeyen hakikatlerini görmemizi ve göstermemizi sağla. Bize aşikâr et” diyerek işe başlar. Laikliğe aykırı olur mu bilmiyorum tabii.
Hayatı bilgi ile zenginleştirmek, her gün yeni şeyler öğrenmek, hayat ve olayların bize sunulanın dışında daha derin anlam ve arka planları olduğunu düşünen ve sorgulayanların, spor, siyaset, sanat ve ekonomi dünyasındaki karar vericilerin gazetesi.
PERAKENDE SEKTÖRÜNDE İSMİ CİSMİ OLAN BİR İKİ KİŞİDEN BİRİYİM
Önce Tercüman, ardından Bugün Gazeteleri`nde ve şimdi de Yeni Şafak`ın spor sayfalarında fanatiği olduğunuz Beşiktaş yazıları yazıyorsunuz. Yeni Şafak serüveniniz nasıl başladı?
Aslına bakarsanız yayınlanmaya başladığından bu yana okuyucusu olarak gazetenin bir şekilde serüvenini biliyorum. Üniversite yıllarımın idolü İsmet Özel mesela, yazdığı müsveddelere varıncaya kadar sıkı bir takipçisiydim. Yeni Şafak`ta yazıyordu. Bana göre ülkenin yaşayan en büyük düşünce adamlarından biri. Gerçek düşünce adamlarına en çok ihtiyacı olan ülke, böyle bir değerden istifade etmeyi aklından bile geçirmiyor. Küstürüyor. Her neyse, perakende sektöründe ismi cismi olan biriyim. Konu perakende olunca fazlasıyla gerçekçiyim. Bu ülkede bu alanı en iyi bilen bir iki kişiden biriyim. Medyada da zaman zaman ekonomi dergilerine dosyalar hazırlayarak, spor yorumları yazarak irili ufaklı ilişkilerimiz vardı. “Beni bir söz sahibi kıl kefarete hazırım” diyen usta şair gibi hayata dair ne yaşıyorsam ve yaşadıysam fazlasıyla bedelini ve karşılığını ödedim. Hem de bire bin olarak. Aile dostum Mustafa Karaalioğlu`nun genel yayın yönetmeni olmasından sonra “İş başa düştü gelmelisin” direktifiyle bir anda gazetenin yönetim kadrosunda buldum kendimi.
Aslına bakarsanız, ne zaman ağzımdan iri ve iddialı bir laf çıksa, bumerang gibi dönüp beni buluyor. Medyadaki yazar-çizer arkadaşlarıma takılırdım hep. “Toplumun yüzde 80`inin muhafazakâr olduğu bir ülkede, toplumun değerlerine hakaret eden, küfreden ve tahrip eden, hem de aşağıladığı insanların parası ile var oluşunu sürdüren bir medya anlayışı karşısında alternatif ya da ana tercih olamıyorsanız ortalıkta gözükmeyin ya da bu işi bırakın” diye& Sen misin al işte, ayıkla pirincin taşını misali, işin tam göbeğinde buldum kendimi. Ancak toplumla egemen medya arasında mazoşistçe bir ilişki olduğunu düşünüyorum. Dış haberler servisi denince akla Berlusconi, Putin, Paris Hilton ve Sarkozy`nin aşklarını anlayan bir medya var karşımızda. Örneğin Putin, Rus imparatorluğunu adım adım yeniden inşa ediyor. Bilen ya da yazan var mı? Sen perakendecisin, medya nereden çıktı diye soranlara da “Ne yapayım perakende firmaları teker teker yabancıların oldu. Ben zaten yabancılarla çalıştım. İşsiz kalmadan elimden başka bir iş geliyor mu öğrenmek istedim. Şimdi kendime olan güvenim daha da arttı” diyorum. Perakende-medya karşılaştırmasına gelince, işletme ve yönetim kuralları temelde aynı. Her ticari faaliyetin amacı kar elde etmektir. Gelirlerin artırılması giderlerin düşürülmesidir. Bunu gerçekleştirmenin en temel yolu da iyi bir takımınızın olmasıdır. Çünkü nitelikli, kaliteli bir kişi ya da kurumdan niteliksiz, niteliksiz bir kişi ya da kurumdan nitelikli bir iş çıkması mümkün değildir. Her ikisi de tersini beceremez. Medya gibi insan kaynağı üzerine kurulu işletmelerde en temel varlığınız insan kaynaklarınızdır.
REKLAMVERENİN TERCİHİ
Yeni Şafak, özellikle son birkaç yıldır reklamverenin tercih ettiği gazetelerden biri oldu. Reklam cirosundaki bu artış nasıl sağlandı?
Yöneticilik yaşamımda en önem verdiğim şey iyi bir takım kurmak oldu. Kurumsal şirketlerde bu çok kolay. Ne yapacağınızı kimlerle yapacağınızı biliyorsunuz. Kurumsallaşmaya özenen ama mevcut durum devam etsin ama biz en iyisi olalım anlayışında olunduğunda işiniz daha zor oluyor. Bu anlamda; iyi bir takım ve takım ruhu oluşturma amacıyla işe soyunduk. Birkaç takviye ile Şampiyonlar Ligi`nde final oynayabilecek bir ekibimiz var. Örneğin reklâm departmanı en fazla eleman sirkülâsyonu olan departmanların başındaydı. Geldiğimiz zaman kurduğumuz takımla mücadele ediyoruz. Ayrılan da yeni alınan eleman da olmadı. Gazetenin gelirlerinde yüzde 60 artış kaydettik. Bayi tirajımız yüzde 25 arttı. Reklamverenin ilk tercih ettiği ve sonuç aldığı ilk 5-6 gazete arasına girdik. Bu yapıyı kurumsallaştırmak için hala çok çaba sarf ediyoruz. 2008`de sektörde ciddi bir daralma söz konusu. Oysa bizim dört aylık performansımız 2007`nin yüzde 25 üzerinde seyrediyor.
ÇOK ÖZEL BİR OKURA SAHİBİZ
Basın İzleme Araştırmaları Komitesi`nin (BİAK) sürekli takip ettiği ve ölçümlediği gazetelerden birisi de Yeni Şafak. Yeni Şafak okurunun sosyo-ekonomik statüsü bu raporlara göre nasıl? Bu okuru diğer gazetenin okurlarından farklı kılan unsurlar neler?
Çok özel bir okuyucu kitlesine sahibiz. Yüzde 80`e yakını lise, üniversite ve üstü, ağırlıklı olarak iş sahibi, bir işe sahip, kültür-sanat etkinliklerine aktif olarak katılan, seyahat etmeyi seven, sahiplik anlamında temel ihtiyaçlarının çoğunu çözümlemiş, iyi yaşama ve yaşatma arzusunda, okuyucusunun yaklaşık yüzde 65`ini 18-40 yaş kuşağının oluşturduğu, temel değerlerine bağlı bir okuyucu kitlesidir Yeni Şafak okuyucusu. Geneli de sadece Yeni Şafak okuyor.
Medya sektöründe ISO 9001 alan medya gruplarından biri Yeni Şafak. Bu belgeyi alabilmek için hangi süreçlerden geçildi?
Şirketin kurumsallaşması adına önemli adımlar attık. Her gün bir eksiğimizi tamamlıyoruz. Medya sektöründe ISO 9001 alan ikinci medya grubuyuz. Yeni vizyonumuza uygun olarak, artık hayallerimizi ve hedeflerimizi içine sığdıramadığımız mevcut binadan daha geniş yeni bir merkeze taşınıyoruz. Gazetenin markalaşma sürecinde çok önemli virajları geride bıraktık. Medyada daha güçlü, itibarlı ve saygın bir marka olarak yolumuza devam ediyoruz artık. Bilinirliğimiz ve okunurluğumuz arttı. Düzenli olarak yayınlamaya başladığımız ekler benimsendi. Kabul gördü. Medyada yaşanan paradoksu yıkmak istiyoruz. Toplum değerlerine, düşüncelerine, inancına küfreden ve aşağılayanlardan mazoşistçe zevk almıyorsa eğer, önüne daha iyi, daha kaliteli ve toplumu anlayan ve barışçı bir alternatifi önüne koymak lazım. Yıllar önce Tercüman Gazetesi`nin boş bıraktığı koltuk hala boş duruyor ve biz o koltuğu doldurmaya adayız. Biz burada olur muyuz, olmaz mıyız, görür müyüz bilemem ama bu potansiyel burada var ve bu çok zor değil. Biz ya da başkaları bunu başarabilir. Ülkenin ruh, akıl ve fiziksel sağlığı açısından buna çok ihtiyaç var.
2008-04-30 Yeni Şafak http://www.yenisafak.com.tr