1- ISO 14000 SERİSİ STANDARTLARIN OLUŞTURULMA SEBEPLERİ Daha önce hazırlanmış, sistem yönelimli standartlar olan ISO 9000 serisi standartlar bu konuyu kapsamadığı için yeni bir standart ailesinin yaratılması ile bu açığın kapatılması amaçlamaktadır. Çevre bilincinin dünya çapında gelişmesine paralel olarak başta çevreci örgütler olmak üzere bir çok toplum kuruluşları, ülkeler ve konuyla ilgili kuruluşlar bir kamuoyu yaratılması ve ülkeler ve işletmeler üzerinde baskı oluşturulması için çaba göstermişlerdir. Ancak geçen yıllar boyunca çevreci örgütler ve başka kuruluşlar işletmelerin çevreye karşı davranışlarını genellikle yeni yasalar çıkarılması yönünde baskı yapma yoluyla etkilemeye çalışmışlardır. Bu çabaların karışık sonuçları olmuştur. Önce yasaların çıkarılması ve yürürlüktekiler üzerinde değişiklikler yapılması zaman almaktadır. İkincisi, yasalar işletmeleri önlem almaya zorlamakla birlikte onları motive etmezler ve istenenin ötesine geçmeye özendirmezler. Tüm ülkelerde, çevresel sorunlar hızlı bir biçimde artarken yasal yöntemlerin uygulanmasıyla elde edilen gelişmeler yavaştır. 80'li yıllarda hükümetler yeni kaynaklar yaratamayacaklarını ve yeni, daha sıkı çevre yasaları getiremeyeceklerini fark etmişlerdir. Birçok çevreci grup da işletmelerle çatışmaya girmenin ve baskı yapmanın ancak sınırlı yararlar getireceğini görmüştür. İş çevrelerinde de bir değişimin oluşması gereği görülmeye başlamıştır. İşletmeler, çevre sorunlarının birer yaşam gerçeği olduğunu ve bunları kendi iradeleriyle ele almadıkları takdirde çözümlerin dışarıdan empoze edileceğini anlamış ve ticari prestij düşüncelerinin de etkisiyle uygun önlemler alma yoluna gitmişlerdir. Bugün yeni stratejilerin çatışma yerine işbirliğinden geçmesi gereği artık benimsenmiş bulunmaktadır. Çevre ile ilgili standartlar oluşturulmasının en önemli sebebi ISO'nun karakterinden kaynaklanmaktadır, ISO uluslararası bir örgüttür ve hazırladığı standartlar da bu kimliği taşımaktadır. Böylelikle çevre ile ilgili çalışmaların tek çatı altında toplanması ve dünya ölçeğinde bir eylem ve önlem birlikteliğinin sağlanması amaçlanmıştır.
Çevre konusundaki duyarlılık, ABD ve Avrupa’da başlamış ve son yıllarda diğer ülkeleri de sararak yayılmıştır. Proseslerin tasarım ve değerlendirmelerinde çevre faktörünün göz önüne alınması iki ana nedene dayanır : Firmanın yerleşik olduğu yörenin toplumsal duyarlılığı ile merkezi ve yerel yönetimlerin yaptırımları, Firma müşterisinin yaşadığı ülkenin ekonomik-politik yaptırımları. İlk neden, kalıcı gelişmenin, ancak doğal kaynakların akılcı kullanımı ve atıkların çevre kirlenmesini azaltacak şekilde değerlendirilmesi yollarıyla sağlanabileceği görüşüne dayanmaktadır. İkinci neden ise, ekonomik ve politik boyutları içermesi sebebiyle, farklılık göstermektedir. Yaptırımların kaynağı siyasi ve ekonomik örgütler de olabilmektedir (Avrupa Topluluğu gibi). Merkezi ve yerel yönetimlerin çevreye ilişkin düzenlemeleri kalite yönetim sistemleri üzerinde dolaylı bir etkiye sahipken, çevre yönetim sistemleri üzerinde doğrudan etkilidir. Sonuçta çevre yönetim sistemlerinin, farklı ülkelerdeki uygulamaları değişiklikler gösterebilmektedir. ISO 14001 standardı, çevre yönetim sistemlerinin standardizasyonunu temin etmek üzere oluşturulmuştur. Önemi artmakta olan bir diğer çevre standardı ise EMAS’tır (The European Eco Management and Audit Scheme).ISO 14001 standardı, yayımlanması ile birlikte, yerel yönetimlerden, veya önemli müşteriler tarafından talep edilir duruma gelmiştir. Her geçen gün daha da küçülen dünyamızın kaynaklarının sonsuz olmadığı, ürün ve faaliyetlerin çevre etkilerinin yerel ve bölgesel kalmayıp, global olduğu artık tüm dünyada kabul edilmiştir. Bu bilinç çevresel etkilerin yasal uygulamalardan ziyade piyasa kuvvetleri ile kontrol edilmesi ihtiyacını da beraberinde getirmiştir.
Çevre sorunları birden bire ortaya çıkmamış, sanayileşme ile birlikte hızla birikerek varlığını bugünlere taşımıştır. İnsan faaliyetlerinin doğaya verdiği zararlar, doğanın kendini yenileyebilme becerisi nedeniyle bertaraf edileceği düşünülerek, hep göz ardı edilmiştir. Ancak nüfus artışı, kentleşme ve sanayileşmeyle birlikte olumsuz çevre etkilerinin artışı doğayı zorlamaya başlamış ve 1960’lı yıllarda gerçekleştirilen bilimsel teknolojik devrimin çevreye etkileri, çevre için koruma ve iyileştirme çalışmalarının ivedilikle yapılması gereğini gözler önüne sermiştir. Çevre kirliliğinin ülkeler ile değil, çevre etkilerinin yayılımı oranında sınırlı olması, çevreci gruplar, sanayi ve devlet, hatta devletler arası ilişkilerde sorunlar yaratmıştır. Artan nüfusa iş yaratma, besin sağlama ve ülkelerin kalkınma talepleri de dikkate alındığında, ekonomiden toplum bilimlerine dek pek çok noktada hayatımızı etkileyen çevre sorunları için, tüm dünya devletleri yeni çözümlere itmiştir. Özellikle “sıfır atık” üreterek “etkisiz” bir üretim modeli oluşturmanın imkansızlığı karşısında, çevrenin daha az kirletilerek üretim yapılmasına olanak sağlayan yöntemlerin araştırılması zorunlu olmuştur. İlk olarak 1969 yılında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri çevrenin korunması ve nüfus artışının azaltılması konularında üye ülkelere seslenmişti. Söz konusu sorunlar, 1968 yılında kurulmuş olan Roma Klubü’nün ‘değişmek ya da yok olmak’ ikilemi üzerine hazırlanan raporla da gündeme getirilmişti. ‘sıfır büyüme’ tezi kabul görmemiş, 1972 yılında Çevre Konferansı düzenlenmiş ve ‘tek bir dünyamız var’ sloganı ulusal ve uluslararası düzeyde bir çok kuruluşun çevreyle ilgilenmesine neden olmuştu.
ISO 22000:2005 dünya çapında güvenli gıda tedarik edilmesini sağlama amacıyla düzenlenmiş yeni bir standarttır. Gerekliliklerin, tarladaki çiftçiden, taşıma ve depolama operatörlerine, perakendeciler ve restoranlardan onların tedarikçilerine kadar (Makina ve ambalaj üreticileri dahil olmak üzere) ortak olması hedeflenmiştir. Gıda kaynaklı hastalıklar ve ölümleri ile bunlarla ilgili maliyetlerin azaltılmasının amaçlanması, tüketici ve alıcı firmaların-ülkelerin güvenli gıda talep etmeleri nedeniyle HACCP (Tehlike analizi ve Kritik Kontrol Noktaları) tabanlı gıda güvenliği yönetim sistemleri günümüzde giderek yaygınlaşmaktadır. ISO 22000: Yeni HACCP Standardı Yayınlandı: Eylül 2005 Türk Gıda Mevzuatında 30 Mart 2005 tarihinde yayınlanan yönetmelik ile tüm gıda firmalarının Mart 2006 - Mart 2008 arasında gıda güvenliği yönetim sistemleri kurmuş olmaları ve Mart 2006 yılına kadar tüm gıda firmalarında ön koşul programların uygulamaya alınması gerekmektedir. Gıda kaynaklı hastalıklar ve ölümleri ile bunlarla ilgili maliyetlerin azaltılmasının amaçlanması, tüketici ve alıcı firmaların-ülkelerin güvenli gıda talep etmeleri nedeniyle HACCP (Tehlike analizi ve Kritik Kontrol Noktaları) tabanlı gıda güvenliği yönetim sistemleri günümüzde giderek yaygınlaşmaktadır.
1 - Mevcut Durumun Tespiti Genellikle her kuruluşta formal/ yarı formal / informal işleyen bir çalışma sistemi vardır. Bu mevcut sistemi tespit etmek, işimize yarayan uygun yönlerini belirlemek ve bunu kurulacak kalite yönetim sistemine temel teşkil etmek uygun bir başlangıç olacaktır. 2 - Kalite Yönetim Sistemi Oluşum Planı Kalite sistemi faaliyetlerini organize edecek takımın ve bu takıma destek verecek diğer birimlerin zaman ve gücünü en etkin şekilde kullanabilmek için ele alınacak konuların ve sorumluların belirlenmesi ve bunun bir zaman çizelgesine dökülmesi aşamasıdır. Bu plan, belli periyotlarda gözden geçirilir ve gerekiyorsa güncellenir. 3 - Eğitim Kalite yönetim sistemi öncelikle uygun seviyelerdeki kilit çalışanlara tanıtılır. Eğitim faaliyetlerinde tüm detayların aynı şekilde aynı yoğunlukta her çalışana aktarılmasından ziyade seviyelendirilmiş yetki ve sorumluluklara ,uygun detay ve içerik aktarılır. Ancak bu şekilde mevcut kaynaklarımızı (eğitimci, eğitime katılan ve ilgili maliyetler) etkin bir şekilde kullanmış ve herkesi gereksiz detaylara boğmamış oluruz.
* Müşteri memnuniyeti sağlar * Maliyetleri denetim altına alır * Kayıpları en aza indirir * Sürekli gelişimi sağlar * Hataları azaltır * Verimliliği arttırır * Karlılığı arttırır ...
ISO/TS 16949 Otomotiv Sektöründe Kalite Yönetim Sistemi Standardı; otomotiv sektöründeki üretici ana kuruluşların ve bu kuruluşlara yedek parça üreten yan kuruluşların kalite sistemlerinin ortak bir anlayış içinde güvence altına alınmasını ve bu anlayışın süreklilik kazanmasını amaçlayan sistematik bir yaklaşımdır. ISO/TS 16949, Toplam Kalite Yönetimi anlayışında son derece etkin bir sistem olarak ...
ISO “International Organization for Standardization” örgütünün kısaltılmış adıdır. ISO, 1947 yılında İsviçre’nin Cenevre şehrinde kurulmuştur. Amacı dünyanın her yerindeki insanların onaylayacağı ve saygı göstereceği standartları oluşturarak uluslararası ticareti kolaylaştırmak ve desteklemektir. ISO bu amacına 146 ülkeden gelen üyelerinin katılımı ve desteğiyle ulaşmaya çalışmaktadır. ISO belgesi standartları teknik kurullar ...
ISO-International Organization for Standardization Uluslararası Standardizasyon Teşkilatı (ISO), 143 ülkenin milli standard kuruluşunun üye olduğu 1947 yılında kurulmuş bir federasyondur. ISO (www.iso.ch)’nun amacı milletlerarası mal ve hizmet değişimini hızlandırmak, entellektüel, bilimsel, teknolojik ve ekonomik faaliyetler alanında işbirliğini geliştirmektir. TSE, ISO’ya 1955 yılında üye olmuştur. ISO, Uluslararası Elektroteknik Komisyonu (IEC)’nun çalışma alanına giren elektrik, elektronik ve ilgili teknolojiler dışında kalan konuların tamamında çalışmalarda bulunan ve milletlerarası standard yayınlayan en büyük standardizasyon kuruluşudur. ISO bünyesinde standard hazırlama çalışmaları teknik komiteler aracılığı ile yürütülmektedir. Türk Standardları Enstitüsü, ülkemiz sanayisini ilgilendiren konularda çalışan teknik komitelere üye olmak koşulu ile uluslararası standard hazırlama çalışmalarına katılmaktadır. ISO teknik komitelerinde gelen standard taslakları , TSE standard hazırlama grupları, laboratuvarlar ve ilgili birimlere görüş hazırlanması veya bilgi için gönderilmektedir. Söz konusu tasarılar, ayrıca Ticaret ve Sanayi Odaları ile ilgili önde gelen kamu ve özel kuruluşlara, üniversitelere, sanayicilere ve meslek kuruluşlarına görüşleri alınmak üzere gönderilmektedir. Enstitü dışında üretici kişi ve kuruluşların ilgili dokümanlara bildirdikleri görüşler TSE görüşleriyle birlikte değerlendirilip, ülkemiz görüşü oluşturulmakta ve ISO’nun ilgili teknikkomitelerine bildirilmektedir. ISO’nun teknik komitelerine ait toplantılar, katılımlarının sağlanması amacıyla ilgili kuruluş ve sanayicilere duyurulmakta, katılımcılar için gerekli organizasyonlar yapılmakta ve doküman desteği sağlanmaktadır.